VAMPİRLERVampir, günbatımı ile şafak arasında dirilerek mezarından çıktığına, insanlara saldırıp kanlarını emdiğine inanılan hayali canavar.
Vampir kültürü Babil’den kalan örneklere dayanır ve yüzyıllar boyunca değişimini inceleyen kapsamlı folklorik tarihsel araştırmalara konu teşkil eder. Kan emme ve öldükten sonra dirilme efsaneleri Orta Çağ’da yayıldı. 1200’lerde İngiltere’de Galli bir din adamı olan Walter Map bir vampirin bütün bir köy ahalisinin kanlarını emmek suretiyle öldürdüğünü iddia etti. Map’ın iddasına göre köyde sağ kalan son kişi kılıcını çekip kana susamış cehennem yaratığının kafasını ensesine kadar ikiye bölmüş ve tehlikeyi sona erdirmişti.
Vampir varlığına inanan bilim adamları vampirlerin kendilerince belirlenen özelliklerini şöyle özetlemişlerdir ; Acıyı en az düzeyde hissederler , vücutlarında özelliklede yüzlerinde çürüğe dayalı hafif çukurluklar bulunur , göz renkleri sürekli değişim içindedir ve iki göz asla aynı renkte bulunmaz.Beklenmedik zamanda fark edemiyiceğiniz kadar hızlı ve bi o kadarda güçlü tepkiler verebilirler.Tenleri soğuktur.Söylendiği gibi gün ışığında ölmezler , fark edilmezler ancak bir süre sonra dokularında renk değişimi çürüme gibi etkiler baş gösterir.Duygusal ilişkiden kaçınırlar.Düşünce okuyabilirler bu nedenle onlara karsı koymak imkansızdır.Zekalarını ve güçlerini asla bir kitlenin anlayıcağı bi şekilde dışarıya vurmazlar.Bahsedildiği gibi köpek dişleri ilgi çekici büyüklükte değildir.
Sadece Hıristiyan Avrupada değil çeşitli toplumlarda vampir efsaneleri yaratıldı. Hindistan’da kimi kadınlar , uyurken kana susamış cinlerin saldırısına uğradıklarına inanırlar. 1001 Gece Masalları’nda dişi vampirlerle ilgili öyküler yer almaktadır. Yeni Gine’nin Camma kabilesinde Ovengua cini ya da Borneo adasındaki Dayak kabilesinde Buau adlı varlık da benzer inanışlara dayanan yaratıklardır.
Tarihçiler vampir kelimesinin Sırpça, Lehçe ya da Türkçe’den türetildiğini öne sürer. Bu efsanenin ayyuka çıktığı ve vampir avlarının düzenlendiği 1730’lu yıllarda Aydınlanmanın ünlü filozofu Voltaire konuya şöyle bir yorum getirir: “Gerçek kan emiciler mezarlarda değil, aramızda. Borsa spekülatörleri, tüccarlar ve işadamları halkın kanını hergün emmekteler. Bunlar kesinlikle ölmüyor ama yaşarken çürüyor.” Karl Marx’ın konuya yaklaşımı ise şu şekildedir: “Sermaye ölü emektir. Ancak canlı emeğin emilmesi ile vampirlere özgü biçimde hayat bulur. Ne kadar emerse o kadar hayat bulur.”
1820’lerde bir eleştirmen “Vampiri olmayan tiyatro yok“ diye veryansın etmiştir. Yazar Sheridan Lefanu‘nun 1872’de yazdığı “Carmilla” adlı öyküyle vampirler, aralarına ilk kez bir kadını almışlar buradan da vamp sözcüğünü türetmişlerdir.
İrlanda’lı yazar Bram Stoker, 1897’de yazdığı “Drakula” adlı eserinde türün bütün mitlerini toparladı ve bu konudaki en iyi klasiği meydana getirdi. Bu kitap vampir efsansinin sinemaya da atlamasına neden oldu. Alman dışavurumcu yönetmen Murnau , 1922’deki ünlü klasiği “Nosferatu” ile sinema tarihindeki ilk vampir filmini çevirdi. 1930’lu yıllarda Hollywood’un en gözde konularından biri vampirlerdi. Sinemanın en tanınmış vampir oyuncusu ise Christopher Lee'ydi. Zaman içinde vampirler pusuya yatmış canavar görünümünden kurtulup şık, baştan çıkartıcı , güzel yaratıklar haline geldi. Francis Ford Coppola ise Bram Stoker’ın romanından yaptığı özgün uyarlama ile vampirlerin hayatını bir trajedi olarak yorumladı.
BİLİM AÇISINDAN VAMPİRLİKCalifornia Devlet Üniversitesi araştırmacılarından kimya profesörü Wayne Tikkanen’in yaptığı araştırmaya göre vampirliğin asıl sebebinin Porfiria hastalığı olduğu tespit edilmiştir. 1700’lü yıllarda hastalık hakkında bilgisi olmayan Avrupalılar, hastaları vampir olarak niteleyerek lanetlemekteydiler. Bir çeşit kan zehirlenmesi olan Porfirya hastalığının ilerlemesiyle derinin kızılötesi ışınlara karşı zayıfladığı ve bu nedenle karardığını açıklayan Tikkanen, “Hastada anormal kıllanma görülür. Dudaklar kuruyup çekildiği için dişler ortaya çıkar. Hasta çok acı çeker. Sonunda çıldırır.” diyerek hastalığı açıklamıştır. Bu hastaların derilerinin hassaslığı nedeniyle sadece geceleri çıkabildiklerini ve tedavi amacıylada hayvan kanı içtiklerini belirten Tikkanen “Hikayelerde vampirlerin neden gece dışarı çıkıp kan içtiklerinin yanıtı işte bu.” demiştir.
Ancak diğer bilimsel kaynaklar, porfiria hastalığının vampir efsanesini doğuruğu iddiasına şüpheyle yaklaşmaktadır. Porfiria hastalığı ve vampirlik Türkçe
Hastalıkla anlatılan efsaneler arasındaki bazı uyuşmazlıklar vardır. Öncelikle portifia'nın bir çok çeşidi bulunmaktadır va bunlardan sadece en az rastlananı deri bozukluklarına yol açmaktadır. Ki bu bozukluklar sadece diş etinin çekilmesi değildir,yüz derisinde çatlamalar, burnun veya parmakların düşmesi gibi belirtiler de vardır. Orta çağda mezarlıklarından çıkarılan kişilerin bu kadar aşırı görüntü bozukluklarına sahip olduklarından bahsedilmemiştir. Ayrıca bu güne kadar kayıtlı olan 200 hastalık vakası vardır, ki bu da kocaman bir mite yol açabilecek büyüklükte değildir.
Vampirlerin gün ışığına çıkamadıkları ilk defa roman yazarları tarafından söylenmiştir. Oysa 18 ve 19 yy. vampirlerine gündüzleri de rastlandığına dair söylentiler vardır. Ayrıca Drakula her ne kadar bembeyaz bir cilde sahipse de, balkanlarda "al yanaklı" tasvir edilen vampir efsaneleri vardır. Queen Of The Damned filmindeki Akasha esmerdir.
İnsan vücudu, sindirim sistemine giren her besini en küçük yapı taşına ayırıp, bundan kendi moleküllerini yapar.Portifia hastalarının ihtiyaç duyulan o karmaşık molekülü kan içerek sağlayamaz. Ayrıca sarmısakta portifinın etkilerini arttıracak maddelerin varlığı kesin olarak kanıtlanamamıştır.
Orta çağda daha yaygın olan bir hastalığın daha bu inanışların kaynağı olabileceği düşünülmektedir. Bu hastalıkta kişi uzun bir süreliğine bayılır. Bilinci yerindedir ancak vücudunu kontrol edememektedir. Bir süre sonra hasta, büyük ihtimalle bir tabutta, ayılır/uyanır. Bu hastalık nadir de olsa günümüzde de görülmektedir. Discovery Channel'da bir kadın, üç defa morga da uyandığını anlatmıştır.
Belki de bu mitin açıklamasını bu kadar uzakta aramaya gerek yoktur. Anahtarın efsanelerin ana kahramanları ölüler olma olasılığı da vardır.Ölülerin cildi zaten daha soluk olur. Basınçtan dolayı genelde ağzın kenarlarında patlayan damarlar, insanlara ölünün kan emdiği izlenimini verir. Ölümden sonra saçlar ve tırnaklar uzamaya bir süre daha devam eder, bu da kişinin hala yaşıyor sanılmasına neden olur.
TÜRKLERDEKİ VAMPİR İNANCITürk folklorunda sık karşılaşılmasa da Batı’nın literatürlerine girmiş kayıtlar mevcuttur (Vampir-cadı bağlantısı ve kriminoloji kayıtlarına girmiş olan 1970’li yıllarda Cihangir vampiri gibi olaylar da yaşanmıştır)
1884’te Budapeşte Üniversitesi öğretim üyelerinden ve şarkiyat akademisinin kurucusu Profesör Arminius Vambery, özyaşamsal kitabı “Arminius Vambery : Yaşamı ve Maceraları”nda Türkler'deki bazı vampir inanışlarına da değinmektedir. Macar dilinin köklerini araştırmak amacı ile Orta Asya’ya kadar derviş kılığında yolculuk eden Vambery’e göre: “ Osmanlılar’da yaygın bir inanışa göre vampirler ağaç kovuklarında gizlenirler ve oralarda avlanırlarmış. Ele geçirilen vampirler kelleleri kesildikten sonra bir çuvala konup denize atılırmış.”
“Cadılar hortlayan ölülerdir” diye açıklar Prof. Pertev Naili Boratav ve ekler “Çokluk kadınların cadı olduğuna inanılır , ama erkeklerden de cadılaşanların bulunduğuna kanıt belgeler vardır. Türk geleneğindeki cadı aşağı yukarı Batı inanışlarındaki vampiri karşılar . Cadılar mezardaki taze ölüleri çıkartıp ciğerlerini yerlermiş. Bir Rumeli anlatmasından öğrendiğimize göre eskiden cadıları zararsız hale sokan uzman cadıcılar olurmuş.”
Borotav’ın vurguladığı cadı vampir ilişkisini ve cadıcıları kanıtlayan ilginç bir belgeyi Mehmet Seyda sunmaktadır: Aşağıdaki yazı 1833 yılında Tırnova kadısı Ahmet Şükrü Efendi tarafından hükümet merkezine gönderilmiş ve Takvim-i Vekayi gazetesinin 69. sayısında yayınlanmıştır:
“Tırnovada cadılar türedi . Gün battıktan sonra evlere dadanmaya başladı. Zahireye dair un, yağ, bal gibi şeyleri birbirine katar ve bazen içlerine toprak karıştırır. Yüklüklerde bulduğu yastık, yorgan, şilte ve bohçaları didikler, açar, dağıtır insanların üzerine taş, toprak, çanak ve çömlek atar, hiç kimse bir şey göremez. Birkaç kadın ve erkeğin üzerine saldırmış. Bunlar çağırıldı, soruldu: “Üzerimize sanki manda çökmüş sandık“ dediler. Bu yüzden mahalle halkı evlerini başka yana taşımışlardır. Kasaba halkı bunların cadı denilen habis ruhların eseri olduğunda ittifak etti. İslimye kasabasında cadıcılık ile tanınmış Nikola adındaki adam getirildi ve kendisiyle 800 kuruşa pazarlık edildi. Bu adamın elinde resimli bir tahta vardı. Mezarlığa gider, tahtayı parmağının üzerinde çevirir resim hangi mezara bakarsa cadı o mezardaki habis ruh imiş. Büyük bir kalabalıkla mezarlığa gidildi. Resimli tahtayı parmağında çevirmeye başlayınca resim sağlıklarında yeniçeri ocağının kanlı zorbalarından Tekinoğlu Ali Alemdar ile Apti Alemdar denilen iki şakinin mezarına karşı durdu. Mezarlar açıldı. Cesetler yarım misli büyümüş, kılları ve tırnakları da üçer dörder uzamış bulundu. Gözlerini kan bürümüş, gayet korkunç idi. Mezarlıktaki bütün kalabalık bunu gördü. Bu adamlar sağlıklarında her türlü pis çirkin işi yapmış, ırza, namusa, mala saldırmış, adam öldürmüş Yeniçeri ocakları kaldırıldığı zaman her nasılsa yaşlarına bakılarak cellada verilmemiş ecelleri ile ölmüş kişilerdi. Sağlıklarında yaptıkları yetmezmiş gibi şimdi de halka habis ruh olarak tebelleş olmuşlardı. Cadıcı Nikola’nın tanımına göre , bu gibi habis ruhları defetmek için cesetlerin göbeğine birer ağaç kazık çakılır ve yürekleri kaynar su ile haşlanırmış. Ali Alemdar ile Apti Alemdar’ın cesetleri mezardan çıkarıldı. Göbeklerine birer ağaç kazık çakıldı ve yürekleri bir kazan kaynar su ile haşlandı. Fakat hiç tesir etmedi. Cadıcı “bu cesetleri yakmak gerek” dedi. Bu hususda şer’an da izin verildi ve iki yeniçerinin mezardan çıkarılan cesetleri mezarlıkta yakıldı. Çok şükür kasabamız da cadı şerrinden kurtuldu”
Tırnova kadısının naklettiği olay türün literatürüne uygun bir vampir olayıdır. Arada küçük farkları olsa da klasik cadıcılık yöntemlerini izlemektedir. Örneğin kazık göbeğe değilde kalbin hizasına çakılır yürekleri kaynatmak kadar cesetlerin kellelerini uçurmak da geleneğe göre etkin bir çaredir. Bu tür asılsız söylentilerin halkı disiplinsiz yeniçerilere karşı harekete geçirmek için ortaya atıldığı sanılmaktadır.
VAMPİR ARAŞTIRMACILARIDünyayı dolaşarak vampirliği araştıran Rosemary Ellen Guiley, çeşitli ülkelerdeki pek çok vampir derneği ve sayısız insanla görüşerek akademik çevrelerin ilgilendiği bir araştırma kitabı yayınlamıştır. Bu özelliği Guiley’i bir vampir araştırmacısı yapmaktadır.
Guiley araştırmasında etkileyici veriler elde etmiş ve şu sonuca ulaşmıştır :
“Aslında tümü saçma. Vampir tanımı kişiden kişiye değişse de, genelde filmlerden ve kitaplardan etkilenilir. Ortada hep ölümsüz, fiziksel ve cinsel yönden çok güçlü, yapmacık, geceleri yaşayan ve doğaüstü güçlere sahip bir yaratığın olduğu var sayılır. Bu saçma inançlara göre bir vampir, kötülük doludur çünkü yaşayan insanların kanlarını emerek yaşamını sürdürür, oysa bu doğaüstülük ve ölümsüzlük için işe yaramaz. Sonuç olarak bütün bunlar vampir folklorunden kaynaklanır ve gerçekten uzaktır."
EFSANE:ADEM İLE HAVVA'NIN OĞULLARI KAİNVe Tanrının kendisi, Uriel'ın ağzından Kain'e son ve en büyük lanetini verdi:
"Sen ve senin çocukların, bu diyarda gezdiği sürece karanlığa tutunacaklar. Sadece kan içecekler. Sadece kül yiyecekler. Bir ölü gibi yaşayacaklar, fakat ölmeyecekler. Son günlere kadar dokunduğunuz her şey yok olacak!"
Bu lanetle Kain acı bir çığlık attı, gözlerinden kan geliyordu. Kanı bir kabın içine doldurdu ve içti.
Kafasını kaldırdığında Cebrail karşısında duruyordu. Fırtına sonrası sessizliğinin verdiği yankıyla: "Âdem'in oğlu, Havva'nın oğlu; babamın bağışlayıcılığı sandığından çok daha büyük. Şimdi bile affedilmeye bir yol açıldı. Bu yola "Golconda" diyeceksin. Çocuklarına ondan bahset, çünkü sadece bu yolla yeniden ışıkta yürüyebileceksiniz."
VLAD TEPES (NAMIDEĞER KAZIKLI VOYVODA YADA ALUCARD
)1444'te, 13 yaşındayken kardeşi Radu ile beraber, devşirme olması amacıyla Edirne'ye getirilmiştir. 1447'de babası II. Vlad Dracul ve ağabeyi Mircea'nın Macarlar'la savaş sırasında ölmesinin ardından; Macarlar tarafından Eflak'ın başına getirilen II. Vladislav'ı devirmesi için 1448'de yanına bir de ordu verilerek salıverilir. Kardeşi Radu Osmanlılarla kalmayı tercih eder. Vlad, kraliyet ailesinin düşman kolundan olan II. Vladislav'ı devirir ama tahttaki ikinci ayında yine Macarlar tarafından Boğdan'a sürülür, II. Vladislav tekrar başa geçer. Üç sene sonra, 1451'de Boğdan prensi Bogdan'ın öldürülmesini fırsat bilerek Eflak'a döner. Geçen süre zarfında II. Vladislav Macar komutan János Hunyadi'ye ihanet ederek Osmanlı tarafına geçmiştir. Dracula'ya da Macarlar'ın tarafına geçmek düşer. 1456'da János Hunyadi ikinci Sırbistan seferine çıkarken Vlad da ikinci Eflak seferine çıkar, II. Vladislav'ı öldürür ve başa geçer. Bu olaydan sonra meşhur işkenceleri başlar. Tahta geçer geçmez ilk yaptığı işlerden birinin ülkesinde yoksul insan kalmasın diye dilencileri ve yoksulları toplayıp bir yemek vermek, ardından da hepsini diri diri yakmak olduğu söylenir. 1456'dan 1462'ye kadar süren altı senelik hükümdarlığı sırasında kadın, çocuk demeden; kimi kaynaklara göre 40 binden kimilerine göreyse 100 binden fazla insanı öldürtmüştür. 1462'de Osmanlı İmparatorluğu'nun Eflak'ı topraklarına katması üzerine kaçmak zorunda kalır, yardım beklediği Macar Kralı kendisini zindana atar. Osmanlılar, Eflak'ın başına Vlad Tepes'in kardeşi Radu'yu getirir. Radu 1473'e kadar tahtta kalır. 1475'teki ölümüne kadar geçen iki senelik sürede ise, rakip aile Danestiler'den yaşlı Başarab ile Radu arasında tam altı kere el değiştirir . Radu'nun ölümünden sonra bir buçuk sene kadar aralıksız tahtta kalan Basarab'ın saltanatı, Macar krallığının desteğini almayı basarıp 3. Eflak seferine çıkmış olan Vlad Tepes tarafından bozulur. Kazıklı, Moldova ve Transilvanya ordularının da desteğiyle 3. kez, ancak ilki gibi yine yalnızca iki aylığına tahta çıkar. Orduların Transilvanya'ya hareketini fırsat bilen Osmanlılar, Kazıklı'yı devirir. Rivayete göre öldürülüp başı İstanbul'a getirilmiş, vücudu Snagov'da bir manastıra gömülmüştür. Ancak manastırda 1931'de yapılan kazılarda mezarın boş olduğu görülmüştür.
Vampir Toplulukları ve KlanlarıEğer bir yerde bir topluluk varsa, orda rekabet vardır. Vampire dünyasında da bu aynen böyledir. Vampirler günümüzde üç tarafa ayrılmışlardır. Camarilla, Sabbat ve Independent’lar. Her tarafta farklı sayıda Clanlar vardır. Clan kelimesinin Vampire’daki anlamı biraz daha farklıdır. Bir Clan, İlk Vampir Caine’in torunlarının birinden türemiştir ve genelde onun adını taşırlar. Mesela Caine’in 13 torunundan biri olan Ventrue’dan türeyen Vampirler “Ventrue” Clanına mensuptur.
Camarilla: 6 Clandan oluşan bir topluluktur. İnsanlıklarını kaybetmemeye uğraşırlar ve varlıkarını insanlardan gizlerler. Eğer bir Camarilla mensubu varlığını herhangi bir şekilde bir ölümlüye belli ederse, çok ağır cezalara çarptırılır (Şehrin Camarilla Prensinin insafına kalır). Camarilla’nın Vampire dünyasındanki gücü, daha çok kaba kuvvetten gelmez. Camarilla dünya üzerindeki insanları kontrol altına alarak politik üstünlük sağlamıştır. Bir Camariila şehrindeyseniz oranın Valisi, polisi, ambulansları ve hatta çöpçüleri bile Camarilla kontrolü altındadır.
Her şehri bir Prens yönetir. Şehrin en üst düzey kişisidir. Prensin üstünde Justicar’lar vardır. Justicarlar Camarilla’nın en üst düzey yöneticilerinin bulunduğu Inner Council’ın emirlerini yerine getirirler. Inner Council’ın kimlerden oluştuğu bilinmemektedir. Şehirlerde ise düzeni “Şerifler” sağlar. Şerifler daha çok ölümlü dünyanın polisleri gibidir.
Camarila’nın vampirler için kullandığı isim “Kindred”dır. Camarilla içinde asla “O bir Vampir.” denilmez. Bunun yerine: “O bir Kindred” denir. Camarilla’nın 6 tane geleneği vardır. Bu geleneklere Camarilla’nın iç kanunları da denebilir. Bu kanunlardan herhangi birini çiğnemek, başınıza çok kötü şeyler gelmesini sağlar.
Birinci Gelenek: Maskeli Balo. (Kindred olduğunu kimseye göstermeyeceksin)
İkinci Gelenek: Bölge (Senin bölgen seni alakadar eder. Bölgene gelen herkes sana saygı göstermelidir. Bölgende senin dediklerine karşı çıkılamaz)
Üçüncü Gelenek: Çocuk (Senden daha yaşlı birinden izin almadan çocuk yapamazsın. (Buradaki “çocuk yapma” sözü, bir insanı Vampir’e dönüştürmektir.). Eğer izinsiz çocuk yaparsan, sen ve çocuğun öldürülürsünüz)
Dördüncü Gelenek: Himaye (Senin Vampir yaptıkların senin çocuklarındır. Çocuğun eğitilene kadar senin gözetimin altındadır. Onun hatalarının cezasını sen çekersin)
Beşinci Gelenek: Misafirperverlik (Eğer bir şehre yeni gelmişsen, o şehrin yöneticisine kendini tanıtacaksın. Kabul görmeden, sen hiçbirşeysin)
Altıncı Gelenek: Yokediş (Kendi türünden birini yoketmeyeceksin. Yoketme hakkı senden yaşlılara mahsustur. Ancak aranızda en yaşlı olan “Blood Hunt” ilan edebilir. (Blood Hunt: Eğer bir Kindred Camarillaya karşı çok büyük bir suç işledi ise, Şehrin ileri gelenleri Blood Hunt ilan eder, ve o Kindred görüldüğü yerde öldürülür.) )
Camarilla’da altı Clan bulunmaktadır. Bunlar: Brujah, Gangrel, Malkavian, Nosferatu, Toreador, Ventrue ve Tremere’dir.
Brujah: Çok iyi savaşçılardır ve Camarilla’nın ana dövüş gücüdür. Zayıf yönleri ise diğer Kindredlara nazaran kendilerini daha çabuk baybetmeleridir. Brujah klanı, genel olarak asi ruhlu vampirlerden oluşur. Brujahlar, sosyal değişime kolaylıkla ayak uydururlar ve içlerinde Camarilla birliğine ait en güçlü vampirlerden bazıları yer alır. Birçok diğer vampir, Brujah’lardan “Punk’çı kanun kaçakları” diye bahseder.
Malkavian: Diğer vampirlere dahi korku salan bir klandır. Malkavian’ların hemen hepsi “deli” diye tanımlanabilecek derecede davranış bozukluğu sergiler. Ne zaman ne yapacakları belli olmadığı ve davranışlarının & tepkilerinin ne anlama geldiği asla tam olarak anlaşılamadığı için diğer vampirler Malkavian’lara dikkatle yaklaşır.
Nosferatu: İğrenç görünüşlü kanaliyazson fareleri. Yeraltında ve gizli yerlerde yaşarlar. İğrenç görünüşleri yüzünden Egolarını en iyi bastıran Clandır. Çoğu şeyi bilirler ve duyarlar. Diğer vampirler mecbur kalmadıkça onlarla iletişim kurmazlar.
Toreador: “Sanatçı vampirler” diye tanımlanırlar. Son derece kibar ve naziktirler. Oldukça zeki olan Toreador klanı üyelerinin her hareketinde tutku gizlidir.
Tremere: Büyücü Kindredlar. Camarilla’nın elindeki en tehlikeli silah. Müthiş zekaları ve politik oyunlardaki başarıları onları Camarilla’nın vazgeçilmez üyeleri yapıyor.Büyü konusunda uzmandırlar. Ritüeller ve büyüler aracılığıyla kanın diğer vampirlerce çok az bilinen birçok gücünü ortaya çıkarabilirler. Tremere klanının neler yapabileceğini bilenler, onlardan uzak durmaya özen gösterir.
Venture: Aristokratlar. Ventrue klanı, onurlu ve kibar olmasıyla ün yapmıştır. En eski zamanlardan beri liderlik duygularıyla hareket eden klan, vampirlerin geleceğini şekillendirebilmek için çalışır. Eski zamanlarda Ventrue üyeleri soylular ve prensler gibi güçlü kişiler arasından seçilirdi. Günümüzde soylu bir servete sahip olan klan, Camarilla’nın düzenini ve devamlılığını sağlayan anahtar güçtür.
SABBAT KLANI:Sabbat’ın ifade ettiği anlam çoğu kişiye göre değişiktir. Genç bir Sabbat üyesi için tam bir parti salonu, yaşlılar içinse Antediluvianlara karşı savaşın en efektif yolu. Camarilla içinse tam bir korku kaynağı. Sabbat vampirleri insanlıklarını kaybetmiştir. Onlara göre Vampirlerin insanlardan gizlenmesinin gereği yoktur. Sabbattaki vahşetin boyu artık öyle derecelere gelmiştirki insanın tüylerini ürpertici sporlar geliştirmişlerdir kendilerine. Şehrin ortasında gerçek silahlarla Kovboyculuk oynamak, ölümlülere karşı vampirik güçlerini kullanarak futbol maçı yapmak (ve genelde maç sonunda bütün ölümlüleri parçalamak) ve çarpışan GERÇEK arabalar bunlardan bazılarıdır.
Sabbat bünyesinde sadece iki klan barındırmaktadır. Bu iki kurucu klanın adı “Lasombra” ve “Tzimische” dir. Bu iki kalnın yanında onlara hizmet eden “Antitribu” lar vardır. Antitribu nun anlamı, klanının mensup olduğu Sect’i terkedip karşı secte geçen vampirler. Bütün Camarilla clanlarının, Sabbat’a geçen antitribuları vardır. Sabbatın Vampirler için kullandığı kelime ilk vampir Caineden gelen “Cainite” dır.
Sabbatın dünya üzerinde en aktif olduğu mekan İspanyadır. Çünkü kurucu klan Lasombra’nın vatanı burasıdır. Sabbat’ın rütbeleri, Hristiyan alemindeki rahip sıfatlarıyla aynıdır (Bishop, Archbishop, Templar, Cardinal vs..). Bunun sebebi Sabbatı’ın Hristiyan dünyasına olan sempatisi değil, karanlık çağlar zamanında kiliseyi kontrol altında tutan Lasombra’nın alışkanlıklarıdır. Sabbat’ın genel felsefesi ise onları manipüle eden Yaşlı vampirlere karşı açılan bir savaştır. Onlara göre eğer bir Vampir diğerine söz geçirebiliyorsa bu onun yaşlı oluşundan değil, daha güçlü olmasındandır. Camarilla’dan, Independentlerden ve diğer bütün Vampirlerden nefret ederler. İnsanları ise onlar için sadece yemektir, onlara karşı hiçbir duygu beslemezler. Zaten Sectte geçirdikleri seneler ve aldıkları eğitim yüzünden insaını hiçbir duyguları kalmamıştır.
Advocatis DiabolusSabbatın en tehlikeli yanlarından biri ise bünyesinde barındırdığı “Infernalist”lerdir. Infernalistler İblislere ruhlarını satmışlar, ve bunun karşılığında inanılmaz şekilde güçlenmişlerdir. İnfrenalizm’i yaratan Tremere Antitribu klanının toptan yokoluşu bu gücün kısa sürdğünün ironik bir kanıtıdır. Fakat bu kısa süre içinde ellerindeki inanılmaz güç Camarilla’nın dizlerini titretmeye yeterdir.
Sabbat ClanlarıLasombra: Güç delisi Vampirler. Sabbatın kurucuları ve yöneticileridir. Güç için her şeyi yapabilirler. Şeytana ruhlarını satmak pahasına bile olsa. Zevke olan düşkünlükleriyle tanınır. İnsanlara tamamen sırt çevirmek yerine, onların ölümlülük ve zayıflıklarını kendi zevkleri için kullanırlar. Ölümsüz olmanın tadını sonuna kadar yaşamayı amaçlayan bir hayat tarzları vardır. Klan, karanlık güçler üzerinde hakimiyet sahibidir.
Tzimische: Sabbat’ın ruhu diye nitelenen Tzimisce klanı, vahşetiyle tanınır. “Discipline of Vicissitude” adlı doktrinlerine bağlı olarak, insan ve vampir bedenleri üzerinde birçok korkunç deney yaparlar. Bünyesinde birçok büyücü barındıran klan, et ve kemik üzerinde hakimiyet sahibidir. 13 Antediluvian arasında yer alan yaratıcılarının yakında uyanacağına dair söylentiler vardır.
Gangrel Antitribu: Camarilladaki kuzenlerinden daha vahşidirler. İnsanlığı bırakıp tamamen hayvansal dürtüleri geliştirmişlerdir. Geceleri çıplak ellerle kurbanlarını avlayıp sıcak kanla beslenmek en büyük zevkleridir.
Brujah Antiribu: Onlara Camarilladaki kuzenleri gibi asi demek büyük hata olacaktır. Onlar tamamen anarşist ve kaotik vampirlerdir. Çok iyi dövüşürler ve genelde insanlara bunu göstermekten zevk duyarlar.
Assamite Antitribu: Suikastçiler. Arap kökenli bu vampirlerin aldığı eğitim ve kanlarından gelen disiplinleri sayesinde onlardan korkmamak imkansızdır. Öldürme sanatının ustaları olan bu vampirler genelde “göze batan” şahısları ortadan kaldırırlar.
Toreador Antitribu: Onlar için sanatın farklı bir anlamı vardır. Onlar için yüzülmüş insan derileri veya işkence sırasında çığlık atam insanlarda pekala güzel sanat olabilirler.
Nosferatu Antitribu: Camarilladaki kuzenlerine en fazla benzeyen antitribudur. Tek farkları insanlığa inanmayışları ve lağım faresi olarak yaşamayı benimsemeleridir.
Malkavian Antitribu: Onlardaki delikik inanılmaz boyutlar almış ve sapıklığa dönüşmüştür. İnsanları delirtmekten büyük zevk duyarlar. O kadar manyaktırlarki Sabbat üyeleri onlara ihtiyaç olana kadar onları zindanlara kapatır.
Ravnos Antitribu: Göçebe yaşıyan çingeneler. Şeyanın kendisinden bile kurnaz ve aldatıcı oldukları söylenir.
Ventrue Antitribu: Şovalyeler. Tamamen ortaçağ şovalyeleri gibi davranırlar. Onurları ve kılıçları onlar için hayatlarındaki en önemli şeylerdir.
Salubri Antitribu: Camarillayı yoketmek onların en büyük amaçlarıdır. Bu garip savaşçıların savaşırken alınlarında üçüncü bir gözün açıldığına şahit olanlar vardır.
Blood Brothers: Tremere Antitribu tarafından büyüyle yaratılmış ve savaşmaktan başka bir işe yaramıyan vampirler. Başka işe yaramamalarına rağmen tek işlevlerini çok iyi yerine getirirler.
Harbingers of Skulls: secte yeni katılan bu vampirler hakkında fazla birşey bilinmemektedir. Cesetler gibi görünüşleri ve Necromatik güçleri vardır.
Kiasyd: Sabbat Scholarları. Bir bakıma wise vampirler. Bilinmeyen şeyleri danışmak için birebirdirler.
Serpents of Light: Voodoo büyüleriyle uğraşırlar. Garip giyinişleri ve yılanlara olan sempatileri ile bilinirler.
Panders: Klanı olmayanların klanı. Kural çok basittir.” Ne olduğunu bilmiyorsan, sen bir Pandersın"
Bu sectlere girmeyi reddetmiş veya sectlere alınmamış olan klanlara Independentlar denir, bir klanın Independent olma sebebi genelde çok özel ve sadece kendini ilgilendiren amaçları olması, kötü ünü veya basitçe sectler için çok güçlü olması olabilir. Öte yandan klanından çıkıp “yanlız takılmayı” tercih eden Vampirlere ise Anach denir. Bu tür bir Vampir olmak için ya çok güçlü olmalısınız, ya arkanızda çok güçlü birileri olmalı. Yada her ikisi…
INDEPENDENT KLANLARAssamite: Orta doğu kökenli Vampirlerdir. Yüzyıllar boyunca kiralık suikastçiker olarak çalıştılar. Yakın zamanda üstlerindeki lanetin kalkmasıyla eski hallerinden çok daha korkunçlar. Bütün kendi içlerinde çok dürüst ve onurlu olmalarına rağmen diğer vampirlere karşı merhametleri yoktur. Independentlar arasında en çok korkulanlardır.
Settite: Mısır kökenli olan bu vampirler Camarilla ve Sabbat tan çok daha eski olduklarını ve çok daha büyük amaçlara hizmet ettiklerini iddia ederler. Davranışları aynı yılanlara benzer. Settite’lar kadar iki yüzlü yalancı ve güvenilmez klan yoktur. Eskilerin şöyle bir sözü vardır: “Eğer ortada bir sorun varsa, Settite’ları suçlayın.”
Giovanni: Klandan çok bir aileye benzerler. Embrace edilenler zaten ölümlüyken de Giovanni ailesinindendirler. Daha çok bir mafyayı andıran bu güçlü Necromancerların iki amacı vardır. Güç ve para elde etmek ve ölümün sırrını çözebilmek. Herhangi bir secte üye olmamalarına rağmen istedikleri zaman müttekfik bulabilmişlerdir.
Ravnos: Hint ve çingene kökenlidirler. Hayatlarındaki en büyük amaçlar suç işlemek ve kuralları bozmaktır. klan içi organizasyon çok zayıftır fakat bireysel olarak çok güçlü ilizyonistlerdir. Sabbat ve Camarilla bölgelerine girmekte bir sakınca görmezler, sonuçta biraz tehlike olmadımı suçun zevki nasıl çıkar.
Gangrel: En yeni Independent olmuş klandır. Yakın bir zamana kadar Camarilla üyesi olan Gangreller bilinmeyen bir sebepten dolayı bütün politik desteklerini ve haklarını geri çekip Sectten ayrılmışlardır. Tüm vampirler arasında, içgüdülerine ve doğalarına en bağlı klandır. Doğa içinde yaşamayı şehirde yaşamaya tercih ederler. Nasıl ve neden olduğu bilinmese de, Gangrel klanına kurtadamlar ve kurtlar dokunmamaktadır. Şekil değiştirme konusunda özel yeteneklere sahip olan klanın üyeleri, yarasa veya kurda kolayca dönüşebilirler. Klan, son zamanlarda başlarına gelen (ve ne olduğu tam oalrak bilinemeyen) kötü bir olay yüzünden, Camarilla’dan uzaklaşmıştır.